Ödüm Patladı!


Ankaradayken bir kitap aldım. İsmi "Aklından bir sayı tut". Kitap biraz yavaş ilerliyor ama beğenilmeyecek gibi de değil. Yarısına kadar okudum. Kitap psikopatça işlenmiş bir cinayeti anlatıyor. Cinayetin öncesinde öldürülen adama garip mektuplar ve telefonlar geliyor. aklından bir sayı tut diyor ve sonrasında tuttuğu sayıyı söylüyor. Herneyse sonuçta bir cinayet işleniyor. Ama ne bir parmak izi ne de başka bir iz bulunmuyor. Hatta ayak izleri bulunuyor ve belli bir noktada kesiliyor. Falan filan :P

Dün gece kitabı okurken uyukladım hatta son sayfayı uyurken okudum diyebilirim :D Baktım olmayacak bıraktım kitabı dualarımı okudum yattım. Ama ne mümkün ki uyumak. Ben uyuduğumu sanırım ancak. Bi süre sonra rüyamda birileri geliyor. Katiller cinayetler. Sonra uyanıyorum gözümü açıyorum ama hâlâ ayık değilim. Öyle sıkıntılı bir gece geçirdim ki. Ne kadar süre uyuyup uyandım o sıra kaç tane ayetel kürsi okudum hatırlayamıyorum bile. Güya bilinmeyen şeyler cinayet işliyormuş ben de paso ayetel kürsi okuyorum ama bir uyanıyorum bir uyuyorum. Gece gece kafayı yiyecektim.

Sabah namazına kalktığımda kafamı toparlayamadım nasıl etkilenmişsem. Gündüz anneme anlatıyorum. Annemde beni kınayarak "Neyle yatarsan onunla kalkarsın" diye tersledi :D:D

Yok ama bir daha uyuklarken kitap okumayacağım :D

Not: Kitabın fotosunu ben çekmedim. Google sağ olsun :)

Broş ve Telefon Süsü

Daha önce de broş yapma girişimlerim olmuştu. Ama biraz mayışık olmuşlardı. Ankaradayken kuzenlere bir güzellik yapayım dedim ve 3-4 gün içerisinde 4 tane iğne oyasından broş yaptım.

Bunlar fotoğraf makinesi ile çekilmiş olan broşlar...




Bunlar da telefon ile çekilmiş olan broş ve telefon süsü. Mavi olanı telefon süsü olarak yaptım. 


Tabii 3-4 güne sığdırdığım için 3 kişininkini yetiştiremedim. Onlarda bittikten sonra kolye, küpe, yüzük yapıp ticerete atılcam :D

Atılsam mı ki :P

Evim evim güzel evim...

Küçükken hep apartman dairelerinde oturmak isterdim. Ankara'da dayımlara gittiğimde onların evlerine çok özenirdim. Bizim evimiz müstakil sayılır. 45-50 yıllık mahallemizin en eski evi. 2 katlı altı dükkan. Dedem rahmetli boş bulduğu her yere oda, teras, kömürlük, depo bir sürü yer yapmış. Bu sene evimin kıymetini anladım. Neden bu sene bende bilmiyorum:D Şimdi terasımızdan kareler göstereceğim :)



Öncelikle üzüm ağacı bir sürü bir sürü çektim üzümü :)



Limonlarımız...


İncirlerimiz... 40 yıllık ağaç...


Bu incir ağacı da kendiliğinden bitti...




Aslında pek belli olmuyor sadece bir tanesi gözüküyor ama bu ağaç Trabzon hurması ya da domates hurması :D 


Biberlerimiz... 


Bu da daha önce bahsettiğim ikizi kesilen selvi...
Bunlar da çiçeklerimiz...


Ve... Terasımız...

İşte benim mükemmel evim :)

Bi gün evlenirsem bahçeli evi olan adama varcam. ba burdan duyuruyorum :P Sonra karşıma Ağaoğlu daireleriyle gelmeyin :P villa isterim :D:D

İnsan olmak zor iş...

İlk ne zaman başladı bilemeyiz ama sürekli kadın ve erkek birbiri ile bir atışma içerisindedirler. 
"Kadın olmak çok zor" "Hayırefendim erkek olmak daha zor" diye. Hatta çoğu zaman da şöyle deriz "Keşke erkek/kadın olsaydım daha rahat ederdim". 

Çocukken ne güzel kimse de sorumluluk yok. İstediğimizi yaparız tek sorunumuz belki de cadı, haylaz arkadaşımızın gelip saçımızı çekmesiveya oyuncağımızı kırmasıdır. İş büyüyünce başlar...

Kadın olmak zor iş; böylesine pis bir dünyada namusunu iffetini korumak zorundadır. 
Erkek olmak zor iş; her yerden gelen günah unsurlarına karşı nefsine hakim olup kendini kaçındırmak zorundadır. 

Evlendiğinde...
Kadın olmak zor iş; Bütün bir evi çekip çevirmek, her şeyiyle ilgilenmek zorundadır.  Ee yuvayı dişi kuş yapar misali.
Erkek olmak zor iş; Çalışıp çabalayıp evine ve ailesine bakmak zorundadır. Ailesini koruyup kollamak zorundadır. 

Çocuk sahibi olduğunda...
Anne olmak zor iş; Hem evin sorumlulukları ile ilgilenirken bir yandan da çocuklarının sağlıklı bir ortamda büyümesini sağlamalıdır. Edep, haya, ve terbiye aşılamalıdır. Çocukları büyüdüğünde ergenlik sorunları ile ilgilenip yanlış arkadaşlarla bağ kurmasını engellemelidir. Yeri geldiğinde çocuğu için bankamatik görevi görse de çocuğuna her istediğini istediği zaman elde edemeyeceğini öğretmelidir. 
(Gerçi bu bankamatik babaya daha çok uyuyor ama :D ) Hele ki anne çalışıyorsa birde evegelip çocuğunu sevgisinden mahrum etmemek için elinden geleni yapmalıdır.
Baba olmak zor iş; Sabahtan akşama kadar dışarıda binbir güçlükle ailesi için uğraşıp çalıştıktan sonra eve gelip o günkü yorgunluğunu, sıkıntısını çocuklarına belli etmemelidir. O kıt v aktinde bile çocukları ile ilgilenip iyi vakit geçirmelidir. "Ben sizin için çalışıp çabalıyorum demek yeterli değildir." Böyle söyleyen ailelerin çocuklarını da görüyoruz. İlgisizlikten sevgi açlığı çekiyorlar. Zamanından ayrıp yorgun olsa da çocuğuyla ilgilenmelidir. 

Babamın çok güzel bir lafı var:  "Ben evin dış işleri bakanıyım, anneniz de iç işleri bakanı." 

Yani efendim kimse kimseye büyüklük taslamasın "Ben erkeğim şöyle yaparım böyle yaparım, sen ne yapıyosun sabahtan akşama kadar evde" diye. Kendi ailemde duymasam da başkalarında duyduğumda çok sinir olduğum bir sözdür.

Kısacası kadın olmak değil, erkek olmak değil insan olmak zor iş...

Öz Eleştiri...:P

 
Şimdi baktım da ben blogumda eskiden ne salakça, ne saçma, ne çocukça şeyler paylaşmışım :D.

Düşünüyorum... Düşünüyorum...
Hangi akla hizmet onları burada paylaştığımı bulamıyorum :D
Lise sonun da sonundayken açmıştım sanırım blogumu.
Ah gidi günler :)
O zamanlar öğretmenime özenmiştim.
Bütün sınıfı bir blog hevesi sarmıştı.
Şimdi bakıyorum hiç birisinin blogu güncellenmiyor.
En az 2 senedir kimse bloglarına dokunmamış ya da üstüne bir sürü blog açmışlar.
Herkes unutmuş.
Ne 2 senesi 3 sene olmuştur belkide.
Şu an sabahın 6 sı.
Ben bu saatte bu yazıyı yazarken lise yıllarımı, arkadaşlarımı, ve öğretmenlerimi çok özlediğimi fark ettim :(
Nereden çıktı şimdi bu nostalji :P. 

Blogumu bu kadar kötüledikten sonra pardon eski hallerimi :D, şimdi de pek düzgün şeyler paylaşmadığımı belirtip eskiler için kendime aşağıdaki bakışları armağan ediyorum. :D 

















































q2 yi bulan velet bu olsa gerek :D

Az Bi Sus :)

Hani bazen sevdiğiniz bir arkadaşınız, eşiniz, kardeşiniz, sevgiliniz kısacası değer verip sevdiğiniz bir insan canınızı çok sıkar ya. Ne kadar sinir olsanız da artık onu dinlemek istemeseniz de mecburen sesinizi çıkaramadığınız zamanlar olur ya. "Allahım keşke biraz olsun sussa! " dediğinizde ama bunu karşınızdakinin yüzüne karşı söyleme cesareti bulamadığınız zaman yapılacak en iyi şey açıp U-kiss Shut up şarkısını dinlemek olur :)

Şarkının anlamı ne? O an ki durumunuza ne kadar uyar? Bunları bilemem. Beni ilgilendiren kısım Korece'de en sevdiğim kelimelerden biri olan 시끄러 - şıkkıro (kes sesini) kelimesinin bolca geçmesi :).

Kendim için söylersem; sevdiğim, değer verdiğim bir arkadaşıma sinirlendiğimde sus diyemem :(  Sanırım sebebi o kişileri kırmak istememem. E ona sus diyemiyorum. Kendi kendime sinirden çatlıyorum. Ne olacak...


Tabii ki "Şıkkırooo" (:











Ama bu yöntemi sakın gerçekten sinir olduğunuz, nefret ettiğiniz, değersiz kişiler üzerinde denemeyin. Onlar için zaten değmez. Gidin içinizden geldiği gibi yüzüne karşı dökün içinizi :)
En sevdiklerimden biri olan bu şarkıyı, zaman zaman beni sinir eden ama sırf kırmamak için sataşamadığım canım arkadaşlarıma armağan ediyorum (:

E o vakit gelsin şıkkıroo (:


Sandara Park ve Muhteşem Saçları (:

Neredeyse 1 haftadır sürekli 2ne1'in Yeni şarkısını dinliyorum. İlk dinlediğimde her zamanki gibi beğenmedim. Sonra dinleye dinleye bir baktım ki dilimden düşmüyor.

Buum dratta tat taattaa tata tata
Bumm dratratta tata tata tataa :))


Ve bu video ile de fark ettim ki benim güzel unnim ( Mblaq' dan Cheon Dung' un ablası ) Park Sandara'nın saçları yerçekimine karşı geliyor.

Bakınız efendim nasıl güzel saçları var (:


 
 
 
 
 
 
 
 
Bir de bir tatlı gif var ki onu da burada göstermeden
geçemeyeceğim (:




Kpop Mix

Son zamanlarda bu videolara acayip taktım :D Yapan adam ne güzel yapmış yahu resmen ortaya yeni şarkılar çıkarmış. Helal olsun... Ben zaten bir şarkıya takarsam döner döner onu dinlerim bıkana kadar :P

İçlerinde en sevdiğim mix budur.

Sonrasında bu 

Ve bu. Bu şarkıda Korece'de en sevdiğim kelimelerden birisi olan "şıkkıro" -tabii ben sadece duyduğum gibi yazdığımdan Türkçe Korece arası yeni bir dil oluşturdum :D - kelimesi geçen  U-kiss in shut up şarkısı olduğu için daha bi fazla sevdim :D

Ve bu...

Bunu da bugün allkpop da gördüm. 2011 şarkılarından yapmış ama sanırım diğerleri daha güzeldi :P Halbuki bu yılın şarkılarını da pek sevmiştim :S Aman neyse bunu diğerleri kadar beğenmedim :P


Bütün güzel şarkıları aynı anda dinlemek isterseniz bu videoları izlemek iyi oluyor :D

HAM - Heart And Mind

Geçenlerde youtube karıştırırken bu grubu buldum. Normalde kız gruplarını pek sevmem. Hepsi aynı gıcık hareketleri yapıyor. Şarkılar hep birbirine benziyor :P Falan filan beğenmemem için bir sürü sebep var ...

Bunlar bana çok farklı geldi. :)



Bir de bu şarkılarını sevdim :) Albümlerinin hepsine bakmadım ama bu ikisi hoşuma gitti (:

Süper kedicik Tüylü :)

Bugün dükkanda dışarı bakarken Tuy-chan ımı gördüm . Hemen aklımda şimşekler çaktı :D Dedim şu kedicikle biraz oynıyım :D

Aldım elime bir parça çaput ve işte ortaya çıkan manzara :)








Tabii ben Tuy-Chan ımla oynarken kafasıyla gözüyle... :D hiç sesini çıkarmadan uslu uslu durdu. Hatta dedim ne oluyor ölecek misin kız kafanı kaldır az hareketlen :D
İşin rengi sonra değişti. Birden içine bişe kaçtı...


Zaten bundan sonra da kaçtı :D 
Ben bu fotoğrafları öğlen 1 gibi çekmiştim. Az önce dışarı çıktığımda yani saat 4 buçukta çaput hala boynundaydı ama bollaşmış tabii ki :D
Eşşek kız kaçmasaydı çıkaracaktım. Şimdi mahallenin delisi gibi dolaşıyor :D

Not : Ben bunu yazdıktan hemen sonra babam yakalayıp çözmüş :D :D