Aşk ve Gurur


Aşk ve Gurur'un kitabını sanırım 9. sınıftayken okumuştum ve Mr. Darcy'e aşık olmuştum :D Okuyup, izleyip aşık olmayan var mı ki? Sonrasında da filmini izlemiştim. İlk kez bir kitabın filmini bu kadar çok sevmiştim. Jane Austen sevgim de Aşk ve Gurur ile başlamıştı. Gerçi hâlâ okumadığım kitapları var ama okuruz elbet.

Yeni Hayat

Bu yazı benimle alakalı değil. Benimki düz bir çizgi halinde olduğu gibi ilerliyor. Bu arkadaşım Buse hakkında.

Buse'nin yeni hayatının ilk günüydü bugün. Aslında dün. 21.11.2017 Salı. Bu tarih artık bizim için çok önemli. Çünkü Buse çok cesur bir karar aldı. Uzun süre düşündü ve bir anda gerçekleştirdi.
Dün sabah beni aradı ve "Esra şallarından birini al ve hemen bize gel, acele bekliyorum" dedi. O an o kadar mutlu oldum ki tarifi mümkün değil. Zaten söylüyordu "kapanmak istiyorum ama zamanı  gelmedi daha" diye. Dün Buse kapandı. Onun yeni hayatının ilk günü oldu. Endişeleri vardı, korkuları vardı. Acaba insanlar görünce ne tepki verecek diye içi içini yedi ama o kararını verdi bir kere. Allah razı olsun insanlar çok güzel tepkiler verdiler. Ben de aldığı bu kararında daima arkadaşımın yanındayım. Allah kendisinden razı olsun. Bir ömür boyu yaptığı her iş onun hakkında hayırlı olsun. Yolu hayırlı insanlarla kesişsin.

Allah en bunaldığı anda insana bir mutluluk yaşatıyor. Arkadaşımın mutluluğuyla mutluyum şu an. Allah hepimizin hakkında en hayırlısı ne ise onu nasip etsin.

Bu yazının şarkısı ne olsun diye Buse'ye sordum. Onun isteği üzerine bu şarkıyı paylaşıyorum. Esen kalın (:


Camdan Küre


Camdan bir kürenin içine hapsolmuş gibi hissediyorum. Bir kar küresinin içinde sanki. Her sey sabit, yerli yerinde. Biri geliyor anahtarı çeviriyor, bir anlığına her şey huzurlu bir mutluluk içinde dönüyor. Derinlerden bir müzik sesi geliyor. Kalbim delicesine çarpıyor. O cam küre sanki tüm evren kadar genişliyor. Işıklar, yıldızlar, renkler sarmalıyor ellerimi.  Sonra zaman duruyor. Müzik kesiliyor. Sükûnet sarıyor dört bir yanı. Her şey yine aynı eskisi gibi durgun. Ben yine hüzünlü.

İnsan dolar, taşar. Kimi zaman bağırır çağırır, kimi zaman ağlar, kimi zaman susar. Kimi zaman da yazar. Sanırım şuan damla damla taşıyorum.

Çok sevdiğim kar kürelerine uygun bir müzik bırakıyorum. Esen kalın.


KYK Kredili Zeytinyağlı Biber Dolması

Ya artık benim de KYK borcum olacak :D Gelecekten önce gideceği düşünmeye başladım şimdiden :D İnsan daha harcamadığı parayı nasıl ödeyeceğini düşünür mü? Borç yapmaya alışkın olmayan biriyse düşünür :D Dün gece KYK kredi isteğimi onayladım. Allahtan ilk yıl almamıştım da 3 yıllık alacağım en azından bir nebze olsun ödemesi kolay olacak :D Çok zor öğrencilik çok zor. Masrafı zor, dersi zor, işte bi şehri sevdim bir de arkadaşlarımı. Onlar sayesinde güzel geçiyor günler.


Benim yarın EAT (Eski Anadolu Türkçesi) sınavım var ve ben oturmuş ne yapıyorum? Sizce ne yapıyorum :D Az önce biber dolması yaptım :D Şu metni okuyamıyorum. Ortaya bambaşka bir şey çıkıyor :D Neyse okuruz elbet.

O halde ben size dolma tarifi vereyim.

2 buçuk bardağa yakın pirinç yaklaşık 1 bardak da bulgur,
2 ince doğranmış soğan, 1 yemek kaşığı biber salçası,
Ilık suda çözündürülmüş 1 tatlı kaşığı limon tuzu,
1 çay bardağına yakın sıvı yağ,
Tuz, karabiber, nane, pulbiber

Hepsini yoğurup biberlere doldurduktan sonra ağızlarına da domates parçaları kapatın :D Biberleri çok doldurmayın pişince şişer, taşar. Suyu ne kadar koyulacak valla ben de bilmiyorum ki işte göz kararı :D Zaten bu şekilde içini pişirmeden ilk kez yapacağım.


E hadi akşama misafirim var benim öğrenci eviyiz diye de misafirimiz gelmeyecek değil ya :D Gideyim de bi tarhana çorbasıyla bir de makarna pişireyim :D

Siz de benim çok sevdiğim bir Esin Engin şarkısı dinleyin. Esen kalın.

 

Depresyonlu Patatesli Makarna

Allahım ne çok özlemişim blogumu. Gözlerimde yaşlar, kalbimde buruk bir özlemle açtım sayfayı. -Tamam abartmanın lüzumu yok. Gözlerimde yaşların falan ne işi var. Hiç olmaz canım hele şu sıralar :D- Şu tuşlara bastığımda çıkan tıkırtıyı bile özlemişim... :D :D Yani blogumu özledim. Canım blogum ♥

Depresif Esra moduna hoş geldiniz sayın seyirciler. Alkış... Alkış.. Alkış...

Karşınızda bir adet vizeleri başlayacak ama hangi derse ne ara çalışacağını kestiremeyen bir kız duruyor. Sınav tarihleri geç açıklanınca herkes sudan çıkmış balığa döndü. Allahım vaktim yok. Nasıl geçecek bu sınavlar :( Vaktim yok ama neyi nasıl yetiştireceğim diye düşünürken de bir ton vaktim gidiyor.

Stresten topluca kafayı yiyeceğiz. Öyle ki instagramı dondurup telefonumdan facebook ve instagram uygulamasını kaldırdım. Belki onlarla uğraşacak zaman ile ders çalışırım diye ama nafile. Bunlar tamamen insanın kendisini kandırması :( Depresyonun eşiklerinde geziniyorum. Aslında instagramdan kendimi uzaklaştırmak için kaldırdım. Evet itiraf ediyorum :( Bir süre uzak kalmak akıl ve ruh sağlığım için en iyisi olacak :(

Aman canım bunlar gelip geçici şeyler 2 hafta sonra of ne sınavlardı be geldi geçti diyeceğiz. Allah daha büyük sınavlarla sınamasın diyerek şuracıkta biraz kendimi avutayım :D

Bir de arkadaş kafa karışıklığı, belirsizlik ve bekleyiş zormuş. Çok zormuş.

O zaman ben size bir patatesli makarna tarifi vereyim ♥ Ah bak patates deyince kalpler uçuştu etrafta ♥

Bir kaç patatesi küp küp doğrayıp kızartın,
Makarnayı haşlayın,
Sonra bunları derin bir kapta karıştırın.
Üstüne yoğurt dökün (dışarı çıkmayacaksanız eğer sarımsak da koyabilirsiniz :D Bakınız benim gibi kokulardan aşırı rahatsız olan insanları kırmayın )
Sıra geldi sosuna. Biraz yağ ile salçayı kavurun içine bol pul biber, bol nane atın ve yoğurdun üstüne gezdirin. Allahım müthiş bişi ♥

Eve gelince yemek bulamayan öğrencinin yemek tarifini okudunuz efenim :D Ay hadi ben çok acıktım :D Esen kalın.

Ben birkaç aydır bıkmadan Selçuk Balcı dinliyorum. O zaman bu postun şarkısı da bu olsun.


İç Döküş


Ee gençler ve kendini daima genç hissedenler nasılsınız? Bana sormayın bilmiyorum. :D Sanırım bu aralar biraz daha iyiyim. Şu okula giden, gezen tozan, kitap okuyup film izleyen şahane insanlar var ya, Allah aşkına nasıl her işi bir arada götürüyorlar? Ben neden tek bir şeye odaklanabiliyorum :D Dolayısıyla canımın canı blogcuğumu da ihmal ediyorum.

Bana biri nazar mı değdirdi nedir anlamıyorum ama dönem başından vizelerin bitiş tarihine kadar olan süre kayıp. O sıra ne yaptım, ne söyledim bilmiyorum. Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki sebepsiz yere her gün ağlıyordum ve ders de çalışamıyordum. Dolayısıyla ilk dönem iyi olan derslerim hızla düşüşe geçtiler. Kaç aydır yanımda olan arkadaşlarım bile halime acıdılar. :D Bu sen değilsin Esra ne oluyor diye her gören soruyordu ki gerçekten ne oluyordu ben de anlamış değildim. :D

Çok şükür ki şimdi iyiyim. Ama bunaldım. Hem de çok bunaldım.
Yurtta kalmaktan yoruldum, bunaldım.
Kendimi genç hissederken gençlerin saçma ve saygısız hareketlerine katlanmaya çalışmaktan yoruldum.
Gencim zaten de işte neyse...
Kendimi bazen 30 bazen 20 yaşında hissetmekten yoruldum.
Aslında hissettiğim yaşı insanlar yadırgadığı için normal davranmaya çalışmaktan yoruldum.
Çok gülerim, hoplar, zıplar, bağıra çağıra dolaşırım.
İçimden gelen bu :D
Ne yapayım yani yaşımı mı küçülteyim ya da herkese yalan mı söyleyeyim :D :D :D

Ha bir de ne zaman evleneceksin sorusu var.
Allah bismillah güç ver ya rab. Bir gün Allah müstakbel eniştenizle beni karşılaştırırsa söz söyleyeceğim. Olur da bir gün evlenmeye karar verirsem haberiniz olur yani sıkıntı yok. :D

Yine amacından sapan bir yazı oldu. Sahiden de iç döküş hatta iç çöküş oldu :D

Benim yazmam gereken yani kayıt altına almam gereken bir dolu anım oldu. Onları yazmalıyım fakat dedim ya işte bunaldım. Bir ara da onları yazarım artık :D

O halde İlhan söylesin ben dinleyeyim :) ♥



28 Oldum!

Bu yazı anı biriktirmek için yazılmıştır!

27 yaşımı sevmiştim. Teyze oldum, üniversiteye başladım. 98'lilerin arasında bir 89'lu oldum.
Sıra geldi Allah'ın izniyle 28'i yaşamaya. Aslında geçti gitti doğum günüm ayın 15'iydi fakat geç de olsa buraya bir not bırakmak istedim.


Bu Şiir

 

Şiir sevmiyorum. Sevmiyordum. Seviyor muyum bilmiyorum :D
Acaba beni şiirden soğutan sebep ne diye düşünüyorum da orta okuldayken hocanın zorla şiir defteri tutturması mı, lisede zorla şiir kitabı bitirmeye çalışmam mı, yoksa her tok sesli Türk gencinin buğulu tonla şiir okumaya çalışması ve arkaya da hep aynı fon müziğini kullanması mı? Belki de uygun ruh halinde değilimdir. Bazen hoşuma gidebiliyor ama özellikle 'bak bu şiir çok güzel' denildiğinde itici geliyor.

Tasarım:Sawako Kuronuma