Benim David Garrett hayranı olduğumu bilmeyen var mı? Varsa şuan öğrendi :D Türkiye'de konser verdiği zaman gidemediğim için yas ilan etmiştim evde :D
Neyse konumuz şuan David Garrett değil :D Ama konuya onunla başlayacağım için kısa bir giriş yapmak istedim :D
Bir kaç sene önce David Garrett dinlerken aslında onun dünyanın en hızlı keman virtüözü olduğunu öğrenmiştim. Sarı şeker zamanında Flight of The Bumble Bee ile Guiness rekorunu kırmış efendim. Şöyle paylaşayım;
Daha sonra David Garrett'ın rekorunu da Ben Lee adında bir kemancı kırmış.
Ve sırada bizim gururumuz Muhammed Yıldırır... Bir Türk şuan dünyanın en hızlı keman çalan insanı.
Bu abiler çok hızlı çaldılar. Bu kadar dinlemişken bir de Flight of The Bumble Bee nin piyano versiyonunu, Maksim'den dinleyelim.
Muhammed Yıldırır'ı tebrik ederim. Başarılarının devamını dilerim :)
Ben bu aralar nasılım? Aslında bunu mim yazısı olarak yazacaktım. Sevgili nana happy bana mim paslamıştı. Depresyondayken dinlediğin şarkılar diye. Ama ben o zaman müsait değildim. Şimdi hafif bir bunalım evresinden geçtiğim için tam sırası dedim.
Aslında bu bir depresyon değil. Bu bir insan fazlalığı. Bir bunalım. Nasıl tarif etsem ki, boğulma.
Artık yoruldum. İnsanların benim "iyiliğimi düşünmesinden" yoruldum. Sürekli baskı yapılmasından. Ah kızım evlenmiyor musun? Ama yaşın da geçiyor artı. Bak yalnız kalacaksın. Ömür boyu tek kalacaksın. Şöyle olacaksın böyle olacaksın.
Önceleri bana evliliği sevdirmeye çalışanlar şimdi de evlenmezsem hayatımın kararacağından bahseder oldular. Size ne! Böyle çocuk kandırır gibi korkutmaya çalışarak fikrimi değiştirebileceğinizi mi sandınız? Belki söylediklerinizde haklı olabilrsiniz ama bende işe yaramıyor işte anlayın artk.Anlayın artık yoruldum, kimseye güvenmiyorum, bıktım, usandım!
Hep dedim, yine diyorum. Kaderimde varsa Allah benim dilimi de bağlar gönlümü de ama bana ilişmeyin artık. Demek ki daha vakti var. Demek ki nasip değil. İstemiyorum dediğimde suratıma ucubeymişim gibi bakmaktan vazgeçin! Her seferinde dalgaya almaktan karşımdakini kırmamak için sürekli yüzüme güleç yüz maskesi takarak kendimi parçalamaktan yoruldum.
Gidin biraz da kendi bebelerinizle uğraşın. Ne haliniz varsa görün bana ilişmeyin.
Şuraya da Sevgili arkadaşım Sawako'nun yazısından bir parça alıntılıyorum;
İsyan
ediyorum!Sevmek zorunda mıyım anlayamıyorum! Benim kalbim çöp değil
ki...Öyle her önüne geleni seven bir tip olamadım hiçbir zaman...Sırf
cepte biri dursun diye de kimsenin duygularıyla oynamak istemiyorum, ah
almaktan korkarım ben...Yok öyle filmlerdeki gibi aşk arıyorum, önce
çarpışalım, sonra kitaplarımız düşsün, sonra tanışalım dediğim de yok
ama bir insana ilgi duymadan hayatıma sokacağıma yalnız kalmak daha asil
geliyor. Hem etraf manyak kaynıyor; bendeki bu şansla, başıma her türlü
bela gelebilir. Duyun beni amcalarım, teyzelerim; yalnızım, evleneceğim
de yok!Ha çok istiyorsanız ütü yapmaktan hoşlanan, yemek yapabilen,
kaslı bir biscolata erkeği varsa hayır demem hani :)) Böceklerden de
korkmasın lütfen!
Neyse şimdi gelelim ben bunalımdayken ne dinlerime;
Liseden beri ben ne zaman bunalsam öyle ağır, arabesk ya da duygusal müzikleri dinlemem. Dinleyemem. İçim şişer, patlarım. Onun yerine bangır bangır müzikleri dinlerim. Kulaklığı takarım müzik son sesken ben de onunla birlikte tüm sinirimi, stresimi havaya uçururum.
Bir kaç gündür de yine canım sıkkın olduğu için AC/DC müziklerine takıldım. Ay madem AC/DC paylaşıcam olmuşken Iron Man'li videolar olsun da izlerken de Robertcıımı göreyim :D Gözüm gönlüm açılsın :D :D
Biraz şundan Thunderstruck;
Biraz bundan Highway to hell;
Biraz ondan Back in Black;
Ay ama olmuşken şu da olsun çatlarım yoksa :D Can you dig it? :")
Bak ya tamam neyse yazıya başlarken ki sinirim şimdi azaldı :D
Ya var ya daha diyecek birşey bulamıyorum. Yıllardır herşeyime karışıldı. Kafamı dağıtmak için dizi müptelası oldum, filmlere sarıldım, kendimi kitaplara gömdüm ama yok bu bünye artık daha fazla insan kaldırmıyor :D
Bu arada Sawako'nun yazısının tamamı için şuraya alalım sizleri.
Ayrıca bu yazıyı sadece içimi dökmek için yazdım yorum istemiyorum o yüzden yorumu kapattım :D
Hande Yener'in bir çok şarkısını severek dinlerim. Ama bu seferkini pek beğenmedim. Üstüne bir de fazla tanıdık geldi. Önce benzettiğim klibi paylaşayım.
Şimdi de Hande ablanın Sebastian'ını paylaşayım.
2 sene önce çıkmıştı sanırım Lee Jung Hyun'un şarkısı. O zamanlar severek dinlemiştik ki zaten klibi de fazlasıyla eğlenceli.
Acaba ben mi benzettim yoksa gerçekten de benziyor mu?
Sizce?
Eskiden bir Metro TV vardı. Ben orta okuldaydım hatta lise 1 de filandım. Yani işte 13-16 yaş arasında çok izlerdim o kanalı. Benimle birlikte kardeşlerim de -biri o zaman daha fındık kurduydu ama neyse işte- izlerdi. Çok beğendiğimiz şarkılar vardı. Ama kanal kapanmıştı.
Mesela bir klip vardı. Adam kale gibi bir yerde piyano çalıyor. Dışarıda atlar şaha kalkıyor. Sonra adam nota kağıtlarını dağıtıyor. Aynı adamın bir başka klibi daha vardı. Yine adam piyano çalarken bu sefer bir kız dışarıda sürekli koşuyordu. Neyse işte biz bu adamın adını bilmiyorduk. Kanal kapandıktan sonra da bir daha hiç duymadık o müziği. Ama bizim hep aklımıza gelirdi. Evimize internet geldikten sonra araştırdık. Atların olduğu klip, koşan kız, piyano çalan adam.. Bir süre bulamadık. Sonra nasıl olduysa buluverdik. O bizim çocukluk aşkımızdı.
Diriliş Ertuğrul izlerken annem Yiğit Alp'i göstererek "Esra bu çocuk kime benziyor?" dedi. İlk gördüğümde de benzetmiştim annem de deyince tek benzetenin ben olmadığımı anlamış oldum :D Köroğlu'ndaki Ayvaz'a benziyor.
Şöyle gösterelim şu yakışıklı delikanlı Burak Temiz yani Yiğit Alp
7. sınıftayım. Cam kenarı arkadan 2. sırada aldığım ilk ve tek salsa ya da trendy dergisindeki Tiziano Ferro fotoğrafı ve perdono şarkısına bakıyorum :D O dergi sonra ne oldu hiç bilmiyorum :D Zaten öyle büyük bir heyecanla almıştım ki :D Çünkü annem kızardı öyle şeylere görse yırtar atar üstüne de bana bir ton fırça kayardı. Ben o dergiyi devlet sırrı gibi saklamıştım. :D Yatağımın altına falan koyuyordum arada çıkarıp bakıyordum :D Hey Allahım :D
Hani bileğine bağladığı şöyle bir kumaş vardı.
Ben de bulduğum kumaşı koluma sarardım o zamanlar :D Bizim zamanımızda internet mi vardı sanki :D -En azından bizim eve ben 17 yaşımdayken alındı :D- Birileri bahsedecek, radyoda çıkacak, tv de göreceğiz de öyle tanıyacağız :D Heyyt beee eskiden fan olmak da zordu kardeşim :D
Dün Perdono'nun da içinde bulunduğu bir kaç şarkı dinleyince bir an 7. sınıfa geri döndüm :D
Ne güzeldi çocukluk :)
Geçenlerde anneme dedim ki keman alıcam. Annemin dediklerini şöyle sıralıyım *İmanını mı kurtaracak? *Ne yapacaksın o şeytanı? *He... he... Bi o eksikti dine imana yarar bişe olsa istemezsin. *Bu kızın aklı bi karış havada (yav daha ne kadar yaşlanmamı bekliyosunuz aklımın havada olmadığını anlamanız için :'(((( )
Sonra ben ısrar edince de "Hele bi al o şeytanı parçalar atarım eve sokmam" dedi.
Bir şarkıdan en kolay nasıl nefret edilir?
Sürekli dinleyerek mi? Yoksa sevmediğiniz birisinin sürekli o şarkıdan bahsetmesi mi?
Yoksa girdiğiniz her mağaza da sürekli o şarkıyı duymak mı?
Tabii ki bunlar da etkili yöntemlerden bazıları ama asıl ölümcül vuruş o şarkıyı alarm sesi olarak kullanmak.
Uzun zamandır alarm sesi olarak 2PM Go Crazy kullanıyorum.
Hatta şöyle paylaşayım.
Sabah saat 5 den itibaren 4 tane kurulu. En son çalan 10:20. En nefret ettiğim şey uykudan uyandırılmak olduğu için keşke sevdiğim bu şarkıyı kullanmasaydım diyorum :D
Hele geçen gün sabah namazında ödüm patladı. Şarkıda çığlık atmaya benzer bi kısım var. Nasıl fırladım bilmiyorum.
Telefonun kendi alarm seslerini duymuyorum.
Galiba en iyisi güzelim şarkılarımı heba etmek :D Sevmediğim bi şarkıyla uyanmak daha çok işkenceye döner :P
Öyle yani eğer bi şarkıdan nefret etmek istiyorsanız mutlaka alarm sesi yapın.
Yazıya başlamadan belirteyim. Klasik müzik dinlerim, severim fakat terimler ya da sanatçılar hakkında bilgim yok. Kulağıma güzel geleni, içimi hoş ettiği için dinlerim :D Hani yanlış birşey yazarım diye dedim :D
3-4 yıl önceydi sanırım -daha fazla da olabilir işte parçanın yeni çıktığı zamanlardı- bilemiyorum. Can Atilla'nın Vivaldi İstanbulda klibini izledim. İzledim, tekrar izledim. Öyle ki ezberlemiştim artık klibi. Müzik o kadar güzeldiki hele keman kısmı. Kemanı çalan kişinin de elleri o kadar güzel ki. Yüzünde de maske var çok merak ettim kim diye. Allahım dedim kim bu güzel elli kemancı :D
Hatta videoyu da şöyle göstereyim :D Ya nasıl anlatsam parçada giren keman sesi içimi titretiyor resmen, bi hoş oluyorum :D
Deli bunlar gerçekten de deliler. Deli olmasalar hiç hareket halindeki trenin üstünde dans ederler mi?
Hintlilerin ne kadar abuk subuk aksiyon sahneleri yaptıklarını biliyoruz. Ama bu onlardan biri değil.
Şu klipden bahsediyorum.
Shah Rukh Khan'ın eski filmlerinden olan Dil Se'den bir şarkı. Gerçi SRK den bahsediyoruz. Sayısız ameliyat geçiren ve sık sık fizik tedavi gördüğü halde her filmde müthiş kıvrak danslar eden King Khan...
Üstelik Aksiyon sahnelerinin de yakıştığı bir adam. Ben o kadar kafamı sallasam düz yolda düşerim adamlar hareket halindeki tren üstünde dans ediyorlar. :D Maşallah.
Bu arada film hakkında hiç birşey demek istemiyorum. Sırf şu şarkının güzelliğinden filmi izlemiştim ve hiç beğenmemiştim. Belki Bayan partneri yüzünden belki konuyu işleyiş tarzlarındandı bilemiyorum ama SRK nin sevmediğim filmlerinden biri oldu.
Bu vatandaş Arap olup müthiş a capella coverlar yapan birisidir. Kendisini ilk olarak Super Junior - Mr. Simple coverı ile tanıdım.145789818 defa dinledim. Sonra baktım ki daha da güzel coverları var.
Vatandaş her telden çalıyor. Hintçe, ingilizce, arapça, fransızca. Şu iki Hintçe şarkıyı zaten seviyordum daha da sevmeme sebep oldu :D
Jai Ho - Slumdog Millionaire (Cover by Alaa Wardi & Peter Hollens)
Jiya Re - Jab Tak Hai Jaan (Cover by Alaa Wardi)
Daha önce hiç bir Arap'ı seveceğim aklıma gelmemişti :D (Tamam insan ayırmıyorum ama öyle oyuncu şarkıcı tayfasıdan da hoşuma giden olmamıştı o anlamda :D Yoksa gene gereksiz kişilerce "ırkçı" olarak itham edilmek istemiyorum :P )
Bu da sırf Arapça. Pek tatlı olmuş vatadaş burada :D Adam kedi dekorunu da kedisi hazırlıyor yahu :D
Çocuktum abim bana bir ezgi kaseti almıştı. Şu deprem zamanları.
Sonra
ben onu kayıp mı ettim ya da o karışıklıkta çadırda falan kalıyoduk
çünkü nolduysa ortadan kayboldu. O kadar üzülmüştüm ki kaybettiğime.. İlk o zaman ezgi dinlemiştim.
O zamandan beri ara ara ezgi krizi vurur bana dinlerim bi süre sonra yine unuturum. Bi' kaç gündür yine dinliyorum. Tabii bu en çok annemin işine geliyor :D Yabancı müzik dinlediğimde "Gene o gavurları doldurdun evn içinde şeytanlar tepişiyoooo" diye fırça attığından şu an ki halimden gayet memnun :D
Şimdi en sevdiklerimden bi derleme yapayım sizlere. Siz de dinleyin :) Yeşil olanlara tıklayıp dinleyebilirsiniz.
Bu sene sahipsiz gülleri o kadar çok dinledim ki. Kuzenler toplamda 4 kişi bunu telefonuna zil sesi yapmışlardı. Hem bir yandan bunu dinliyorduk bir yandan da telefonları çaldıkça dinliyorduk :D Beynimiz dönmüştü :D Ama güzeldi o zamanlar :)))
Karadenizi çok severim. Karadenizlileri de severim. Müziklerini bi başka severim. Horonlarını daha daha bi başka severim :D. Ne zamandır sürekli Koliva dinliyorum buyrun şuradan dinleme listem. Bugün de yine kendimi kemençe ile tuluma vurmuşken rastgele şu videoya tıkladım.
Hopa Hemşin horonu. Bu kadar mı güzel olur bir oyun. Ben üç ayak oynamasını bilirim bir de normal halayları. Bu biraz karışık geldi ama kesinlikle öğrenmem lazım bunu. Çok mu zordur ki acaba? Yok yookk ne kadar zor olsa da öğrenecem bunu :D Eeee önümüzde nişan var. Bol bol oynayacaz :D
Biz lisedeyken arkadaşlarla çorba gibi müzik dinlerdik masanın bir başında serdar ortaç çalarken diğer başında Zeki Müren çalardı. Ortada da metal müzik, yanımdaki arkadaş hard rock dinlerdi. Yani bu tuhaf alışkanlığım lisedeki son senem yüzünden oluştu :D
Apocalyptica'dan başlıyım. Kendilerinin tipleri tuhaf olsa da adamların müziği çok güzeldir.
Apocalyptica - Path (Klibi iki defa başa sardırmışlar daha düzgününü bulamadım.)
Mesela "The Phantom Of The Opera" filminin şarkısını yıllardır dinlerim ama filmini hiç izlememiştim. Geçenlerde filmini de izlemiştim şurdan tıktık şarkısı da o sayfada mevcut.
Bir Maksim Mrvica abi vardır ki çocukken kardeşimle hayrandık ona. Sırf onu izleyebilmek için saatlerce tv karşısında metro tv izlediğimizi bilirim :D Adamın adını da bilmiyoduk sonradan netten bulana kadar bayağı uğraşmıştık. Ama adam müthiş piyano çalıyor.
Hele şunu ki çok severdik. Maksim Mrvica - Kolibre
Ve şu... Maksim Mrvica - Exodus
Bunu paylaşmazsam olmaz kesinlikle paylaşmalıyım. Flight of the bumble bee
Neyse piyano resitali burada sona ersin geçelim kemana..
Keman deyince aklıma gelen tek isim tabii ki de Davit Garret. Adam mükemmel keman çalıyor.
Davit Garret'ın "Michael Jackson Smooth Chriminal" cover ı var ki. Bilmiyorum kaç defa başa sararak dinledim.
Ve Davit Garret yukarıda paylaştığım Maksim abinin çaldığı Flight of the bumble bee parçasını çalarak dünyanın en hızlı keman çalan adamı olarak rekorlar kitabına girmiştir.
Vivaldi The Four Seasons Summer. Bunu da çook severek dinlerim.
Çok hızlı bir geçiş yaparak Türk sanat müziğine akıyorum :D
Zeki Müren dinlerim mesela. Her şarkısını bilmesem de yetecek kadarını severim. Özellikle Gizli Aşk Bu şarkısını çok severim :) Emel Sayın da çok severim. Öyle ki Zeki Müren'den daha çok. Ondan da bir şarkı olsun o da Gitme Sana Muhtacım olsun :)
TSM den başladıysam o zaman Yeşilçam müziklerini es geçemem tabii ki. Ayy acaba hangisini paylaşsam ki :D Kısacası tüm Belkıs Özener şarkıları diyim ve ekliyim üzerine.
Gelelim büyük usta Barış Manço'ya. Çocukken kuzenim bana "Mançoloji" kasetini hediye etmişti de ne ağlamıştım sevinçten :D Bu demek oluyor ki tüm Barış Manço şarkılarını seviyorum ama özel olarak tek filminden olan videoları paylaşmak istiyorum.
Dere Boyu Kavaklar
Gamzedeyim Deva Bulmam
Ben Bilirim
Bu yazı böylece uzayıp gidecek gibi ben daha diğer müziklerden de liste yapacağım. En iyisi parçalara ayırmak. Şimdilik bu yetsin. Daha aklımda çook şarkı var :D
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ... -Boğamazsın ki! -Hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırma da geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?
2 gündür şu klibi izleyemedim. Pislik youtube bana uyuzluk yaptı açmadı bir türlü videoyu. Herkes Ajusshileri izleyip yorum yaparken ben habire sayfa yenilemekle meşguldüm. Az önce izleyebildim.
Klip hakkındaki düşüncelerim. Şu yandaki kız gibi neye uğradığımı şaşırıp böyle bi duraksadıktan sonra başladım kahkaha atmaya :D Bu ne yahu böyle kıvrak kıvrak bi tuhaf olmuşlar :D haha Hani show programlarında erkek idollere kızların danslarını yaptırırlar da böyle bi yakışmaz ya o danslar. Aynen öyle olmuş :D Havada mı kalmış nolmuş niye bu kadar kıvırmışlar, NOLMUŞ SİZE AJUSSHILEEERRRR :D
Ya bi'de bu abiler niye, nasıl, neden yani nasıl bu kadar genç gözükürler :O Fotoşok mu yapmışlar bunlara. Nasıl bu kadar genç gözükürler. :O İşte biraz şaşırdım. Şarkıyı çok beğendim. Abileri çok beğendim.
Ama dans için aynı şeyi söyleyemiyorum.
Aslında zararları değil de yan etkileri demek daha doğru olur. Mesela şu şarkıyı sürekli dinliyorsunuz. Sonra diyorsunuz ki kendi kendinize
"Yahu ben Sürmeneli miyim? Yoooo Peki Trabzonlu muyum? Yoooo. E peki niye sürekli bunu söylüyorum???" Hah işte tam da burada düşünürken.. Ammaaannn koy ver gitsin diyerek başlıyorsunuz
Oyy çalamadum gittii Sürmene havassıniii...
Bu sene yiyemedduumm hamsinun tavassınii...
Gel yanuma yannumaa gidelum yali yalliii...
Sonraşunu dinliyorsunuz yolda yürürken. O tulum sesi başlamaz mııı. Yürürken kollarınızı havaya kaldırarak sallaya sallaya üç ayak oynayasınız gelir. Sokak ortasında üç ayak oynayarak yürünür mü hiç? İşte bu müzikler insanın aklını çeliyor. Hatta bir bakmışsınız ki artık adımlarınız normal değil hafiften zıplaya zıplaya atılır hale gelmiş.
Üstteki şarkıyı dinlerken mısır patlatıyorsunuz. Bi an o kadar kendinizden geçiyorsunuz ki tencereyi bırakıp el çırpıp horon oynamaya başlıyorsunuz. Sonra ne yaptığınızı fark edip "acaba kimse gördü mü?" diye etrafınıza bakıyorsunuz.
Ya da yemek yaparken, bulaşık yıkarken hep aynı şey oluyor. Bi' an bakmışsınız ki herşeyi bırakmış, kendinizi müziğe kaptırmış oynuyorsunuz.
Yani bu yazdıklarım benim başıma geliyor da sizi bilemem :D
Bu arada ben ne Trabzonluyum, ne Rize, ne de Artvin. Sadece KARADENİZLİYİM :)
Bu akşam facebookta bu videoyu gördüm. Dinledim. Acayip tanıdık geldi bu şarkı bana. İşin garibi ben eskiden Hint filmleri izlemezdim nasıl tanıdık geliyor ki :/ Akşam beri düşün düşün... Eskiden dinlediğim bir şarkı kesin eminim ama tam hatırlayamıyorum. Acaba İngilizce veya Türkçeye uyarlanmıştı da oradan mı hatırlıyorum ki. Bileniniz var mı? Özellikle ıslık kısmı tanıdık geliyor. Hooof aman :P