book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8. Kocaeli Kitap Fuarı Ganimetlerim


Aaah ah çok güzel bir fuar geçirdim.
Neler aldım, kimleri gördüm eğer bilmek isterseniz sizi videoma davet ediyorum :)
Bu fotoğrafta gördükleriniz imzaya giden yavrularım :D Tabii bir de gün içerisinde alıp imzalattıklarım da var. E hadi o zaman ben sizi tutmayayım :D


Ali'm - Işılca / Kitap Yorumu


Duygu'yu okuyup beğendikten sonra Ali'm de elimde olduğundan hemen okudum. Başta biraz durgun gibiydi. E Ali Duygu'daki karakterlerden biri olduğu için ve Aslı ile Duygu zamanında evlendiği için haliyle bazı kısımlar diğer kitapla bire bir aynıydı. Peki bu durum beni rahatsız etti mi? Hayır. Kitabın tümü bu şekilde ilerleseydi rahatsız ederdi aynı şeyi okuyor gibi hissederdim ama öyle değildi.

Kafes - Josh Malerman / Kitap Yorumu


Bir anda insanlar dışarıdayken garip şeyler görüp delirmeye başlar. Deliren kişiler de hem kendine hem etrafındakilere zarar vermeye başlar. Bunun üzerine kendini korumak isteyenler gözleri bağlı bir şekilde yaşamaya başlarlar. Bu keşmekeşliğin içinde bir kadın ve iki çocuğunun hayatta kalma mücadelesini okuruz.

Kitap başta çok akıcıydı. Elimden bırakamadım. Acaba ne olmuş? Bu olay neden olmuş, çaresi var mı, sonunda ne olacak? Diye diye okudum. Ama kitabın son 100 sayfasında artık o kadar bunaldim ki 'ay yeter artık ne olacaksa olsun' demeye başladım. Kötü mü? Hayır ama Walking Dead gibi neden olmuş nasıl olmuş belli değil, bi çaresi var mı belli değil olaylar olaylar :D Öyle işte.
Kitabın ikincisi de çıkacakmış. Belki okurum.

Mücellâ - Nazan Bekiroğlu / Kitap Yorumu


Dilimin ucunda bir düğüm. Sanki biraz zorlaşan dünyanın bütün dillerini konuşacağım.

Daha önce hiç Nazan Bekiroğlu okumamıştım. Dilinin ağır olduğundan bahsediliyordu. Sonra dedim ki ben Vadideki Zambak okumuş insanım ne kadar ağır olabilir ki?
Neyse biraz da artık daha edebi, kelime hafızamı daha güçlendirecek kitaplar okumak istediğimden alıverdim Mücellâ'yı.

Ama beni bu kadar etkileyeceğini bilseydim almazdım. Kötü değil. Aksine Nazan hanımın kalemini çok sevdim ama konusu itibariyle beni çok fena yaptı. Tabii alışmışım mutlu sonla biten kitaplara böylesine başından sonuna dek her sayfasından mutsuzluk, yalnızlık ve keder akan bir kitap olunca içim buruldu.

Kitapta altı çizilecek çok fazla yer vardı ben de bol bol yapışkan kullandım.

Hele sonlara doğru bir yerde beni öyle fena yaptı ki her cümleyi duraksaya duraksaya okudum. Yok yok bana bu kadar ağlamaklı kitap iyi gelmiyor. Ya da ben artık çok sulu göz oldum da her şeye ağlıyorum.

_______________________
Okuduğum kitaplar için instagram hesabım; @eskaymak.kitap

Duygu - Karakterden Yazara Mektuplar #1


Instagram'da #karakterdenyazaramektuplar adında bir etkinlik vardı. Benim çok hoşuma gitti ve bundan sonra beğendiğim kitap karakterleri için bu etkinliği sürdürmeye karar verdim. Benim için de yazma pratiği olur :)

Bize dediler ki sizi siz yapan yazarınıza bir mektup yazın. Develer işi bana bıraktı. Aldım ben de kalemi elime. Nasıl başlasam, neresinden anlatsam ki. Sen aslında bize bir hayat verdin. Beni korkuların, karanlıkların içinden çekip bu 3 canla karşılaştırdın. Sedatı'mı her gün daha da dipsizleşen kuyudan, Ali'mi hasret kaldığı sevgi yüzünden hayatını dalgaya alarak yaşayıp hep gülen yüzünün ardındaki acılarından, Bekiri'mi sevdasına kavuşamadığı için hapsolduğu sessizliğinden kurtardın. Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı. Biz bir kere bulduk birbirimizi artık kimse koparamaz. Öyle damarlarımızda akanla kanla değil, memleketlerimizle değil, anayla, babayla değil biz yüreklerimizle bağlandık birbirimize. Biz birbirimizin acılarıyla yoğrulduk, sevinçleriyle doğrulduk. Biz Trabzonlu Bekir, Diyarbakırlı Sedat, İstanbullu Ali, İzmirli Duygu. Biz dört arkadaş, dört yoldaş, üç deve bir çirkinken. Şimdi bakıyorum da ne güzel bir aile olduk. Beni Sedati'ma, Ali'mi Aslı sına, Bekiri sevdasına Selma'sına kavuşturdun. Biz sana ne kadar Teşekkür etsek azdır.

_______________________
Okuduğum kitaplar için instagram hesabım; @eskaymak.kitap

Duygu - Işılca / Kitap Yorumu


Evet yine bir ters köşe eden bir kitap. Kardeşim 'abla bu kitap çok güzelmiş alalım nolur' dediğinde 'off merve bana yine çoluk çocuk isi şeyleri mi gosteriyosun' demiştim. Evet dedim ama napıyım aramızda 9 yaş var zaman zaman onun tarzı bana fazla genç işi geliyor. Bir de tamam kapak rengi çok hoş ama pek hoşuma gitmemişti. Oluyor bazen öyle ilk görüşte vurulamıyorum :D  Mervenin ısrarı ile alıp bir sure beklettikten sonra eh artık okuyayım dedim. Ama önceki dediklerimi ve düşündüklerimi bir güzel yuttum :D :D

Sodom ve Gomore - Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Kitap Yorumu


Allahım nihayet bu kitabı bitirebildim çok mesudum :")
Konusu çok ilginç öyle ki bi yerden sonra tahammül edemedim ama sonunda ne olacağını merak ettiğim için zorla da olsa bitirdim.
Yeni kitaplar daha hoş daha akıcı geliyor ama şöyle de bir şey var ki kelime haznemizi pek geliştirmiyorlar. Bu sebepten ötürü ben de ara ara eskilerden okumaya bakıyorum. 

İstanbulun işgal dönemi. Her yerde İngiliz ve Fransız subayları kol geziyor. Sosyete neredeyse Türk olduğunu unutmuş Türklüğünden utanır hale gelmiş. Öyle ki toplantı ve balolarında Türkçe yerine çoğunlukla İngilizce ve Fransızca konuşuyor, Türkçe konuşanlara da alayla bakıyorlar. İşte böyle bir zamanda bu insanların yaşam tarzını nasıl bir hayat sürdüklerini anlatmış yazar. O sosyete denilen topluluk İngiliz işgaline resmen seviniyorlar. Hatta evlerine el konulanlara 'Aman canım harp zamanındayız elbette evlerimize el koyacaklar. Bunda büyütülecek ne var' deme pişkinliğine bile sahipler. O dönem gerçekten de yaşanmış mı? Muhtemelen yaşanmıştır ki yazılmıştır. Fakat ilişkiler o kadar menfaat dolu o kadar iğrenç ki tahayyül edemiyorum. Allah bu memlekete bir daha işgal göstermesin. Rabbim bizi ve bayrağımızı korusun. Amin.

_______________________
Okuduğum kitaplar için instagram hesabım; @eskaymak.kitap

Deli Divane - Nehir Erdem / Kitap Yorumu


Delidivane'yi geçen ay okudum. Sanırım :D Artık zamanlarını da karıştırmaya başladım. Kendi standartlarıma gore bu yıl çok fazla kitap okuduğum için hatlar karışıyor :D
Neyse.
Yeliz, abilerinin şirketinde çalışmaya karar verir, abileri de Yeliz'i Karadenizde iş yapmak istedikleri şirketle işi bağlaması için Trabzon a yollarlar. Fakat görüşmeye gittiği adam hiç de tahmin ettiği gibi biri çıkmaz. Yeliz'e göre adam tam bir dağ öküzüdür. Mehmet e gore ise Yeliz şehirli bir züppedir. Mehmet, Yelizi bir şekilde yola getirmek ister ve tabii ki aşık olurlar.

Bazen kitap konusu anlatmaktan çok sıkılıyorum. Konusundan ziyade fikirlerime geceyim.
Kitap güzeldi. Ben Karadenizlileri sevdiğim ve Doğu Karadenizli olduğum için ekstra beğendim. Mehmet ki ben ona Memet demeyi daha çok sevdim aman aman o inat damarı yok mu çok fenaydı. Bu sefer kadın karaktere çok gıcık olmadım. Memet ve Yelizin atışmaları güzeldi. Ama bir şey vardı ki bu kitabı benim gözümde güzel yapan Rabia Sultan. Memetin nenesi. Eğer Rabia nene olmasaydı normal bir romantik komedi olurdu. Rabia nene gibi bir nenem olaydı keşke. Tamam çok küfürbaz bir hatun ama çok da şekerdi. Yalnız dikkatimi su çekti spoiler vermiyorum ama Deli Divane'nin bir kısmı ile Huysuz ve Ruhsuz'un bir kısmı o kadar çok benziyordu ki sanki aynı şeyleri okumuş gibi oldum. Esas oğlanlar ve abiler durumu. Onun dışında kesinlikle Huysuz ve Ruhsuz'dan daha çok beğendim. E burada Rabia nene ve Memet vardı beğenilmez miydi hiç :D

Gençler Okuyor!



Her zaman söylenir ya Türkiye okumuyor, 10 kişiye 1 kitap düşüyor. Çok şükür artık Türkiye okuyor. Özellikle gençler deli gibi kitap okuyor. Instagram a şöyle bir bakarsanız eğer tonla kitap hesabı var.  Hatta kitap fuarları dolup taşıyor. Gençler okuyor ama ne okuyor bir de o mesele var. Ona geçmeden önce okuyucu tiplerinden bahsedeyim.

Huysuz ve Ruhsuz - Nehir Erdem / Kitap Yorumu


Kitabın konusuna çok az değineceğim çünkü fazla girersem spoiler olur. Doğa kendi ayakları üstünde durmak ister bu yüzden de aile şirketinde çalışmayı reddeder. İç mimar olarak başvurduğu şirketin sahibi Yağız ile ilk görüşte birbirlerine karşı çekim hissederler. Bu kısım biraz hızlı gelişiyor ve hemen aşık oluyorlar. Ben böyle çabuk gelişen olayları pek sevmiyorum. Zaten çabuk geliştiğine bakmayın sonrasında neler neler oluyor.

Buradan sonra spoiler yapacağım. Kitabı okumayanlar için biraz sakıncalı olabilir.

Bu kitap beni çok sinir etti ya >< Anlayıp dinlemeden gurur yapıp kaçıp gitmek de ne demek. Saçma sapan bir gurur yüzünden bir çocuk babasız büyüdü. Yani bilemiyorum tabii çocuk sahibi değilim ama insanın çocuğu olduğunda gururu bir kenara bırakıp olayları iyice bi anlaması gerekmez mi? Doğa dan nefret ettim.
Doğanın yaptığı tek iyi şey Arda :D onun dışında böyle bir karakter istemiyorum :D Yağız da fena değildi. Kitapta bahsedilen tatil köyünü çok merak ettim :D
Ay bi de Arda nin cümlelerini okurken ağzım yamuldu resmen. 'Ayda nın annesi. Yayız amca' derken bi sure sonra r leri okurken otomatikman y olarak çıkmaya başladı zaten Yağız i yayız diye okumaya başladım :D
Sonuç olarak kitap fena değildi ama bayılarak da okumadım. Hep Doğa yüzünden hep!

Bakire - Nancy Pickard / Kitap Yorumu


Bu kitabın adından dolayı çok ön yargılıydım. Çünkü aşırı cinsellik olan kitapları okumamaya çalışıyorum ki konu güzelse o kısımları atlayarak okuyorum. Adı bende böyle bi etki bırakınca almamıştım.
Arkadaşımda görünce ve aslında cinayet romanı olduğunu duyunca aldım okudum. Genelde pek cinayet tarzı okumayı sevmem ama bunu 1 günde bitirdim. Gerçekten çok sürükleyiciydi ve beğenerek okudum.

17 yıl önce işlenmiş ve sırrı yıllarca ortaya çıkmamış bir cinayet yıllar sonra tekrar gün yüzüne çıkıyor. Kimliği bilinmediği ve tecavüze uğrayarak öldüğü tahmin edilen kız kasabada bir efsane gibi nam salıyor. Artık herkes ona #Bakire diyor. Bu cinayet sadece bir genç kızın ölümüyle bitmeyip birbirine son derece bağlı olan üç arkadaşın da hayatlarını alt üst ederek bir daha eskisi gibi olmamasına neden oluyor.

Kitap güzeldi gerçekten. Baştan beri tahminler yürüterek okudum. İlerledikçe tahminlerim tutmaya başladı. Çok fazla cinayet romanı okumadığım için bu tür içinde nasıldır bilemem ama bana göre iyiydi.

Yazarın diğer kitaplarını da merak ettim.

Şimdi Benimsin - Güneş Demirel / Kitap Yorumu


Ben böyle beklememiştim. Kitabı hep görüyordum ama ne bileyim içimden hiç alıp okumak gelmemişti. Ama Fırat Fırat diye hep karakterin adını da duymuştum. Sonra birgün karar verip kitabı aldım. Keşke daha önce alsaymışım Kısaca anlatırsam Elifin abisi, Diyarbakır'lı bir kıza aşık olur ve gizlice evlenirler. Ama kız Fırat isminde bir gençle nişanlıdır. Fırat aşiret ağasının oğludur ve nişanlısı başkası ile kaçtığı için aşiret gereğinin yapılmasını ister. Bunun üzerine de Fırat Elif'i kaçırır ve tecavüz eder. Sonrasında ise Fırat'ın tükenmek bilmeyen vicdan azabı ve pişmanlığını okuruz.

Daha 10. sayfa olmamıştı benim gözlerim doldu. İçim yandı okurken. Hatta başta dedim ki böyle şey mi olur. Ortada affedilmesi mümkün olmayan bir suç var ve kız kendisine böyle bir kötülük yapan adama aşık mı olacak? Bu bu kadar basit mi diye kızdım. Sadece ona değil Fırat i sevenlere de kızdım. Ama sonra öyle olmadığını gördüm.

Konu o kadar güzel bir şekilde işlenmişti ki düşündüğüm tüm olumsuz şeyleri yutmak zorunda kaldım. Affedersiniz yanılmışım Zaten 1 günde okudum. Elimden düşüremedim. Kitap bittiğinde hıçkırarak ağlıyordum.

Kitap biteli kaç gün oldu hâlâ aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Bu belki kitap olabilir, yazar bu karakterleri hayal dünyasında oluşturmuş olabilir ama bunlar hayatın gerçekleri. Bir kadın suçsuz dahi olsa en yakınları bile onu suçlayıp hayatını cehenneme çevirebiliyor. Off insan kendini Elifin yerine koymaya korkar. Böyle şeyler yaşamak zorunda kalan herkesin Allah yardımcısı olsun.

Kitabı özetlersek; Töre, affedilmesi mümkün olmayan hata, korku, pişmanlık, sevgi, aile, aşk!

Yazara böyle güzel bir kitap yazdığı için çok teşekkür ederim.

Kara Kış Beyaz Düş - Fatma Erdek


Aslında kitabı bir kaç gün önce okudum ama son günlerde olan olaylar yüzünden yorum yapasım gelmedi. Kitap çok akıcıydı bir günde bitirdim. Fatma Erdek'in okuduğum ikinci kitabı.Okurken yine insanın içine işliyor.

Benim en korktuğum şey bu seferki konu. Sapkın üvey baba. Konusunu anlatsam mı anlatmasam mı bir türlü karar veremedim. Neresinden başlasam, en iyisi anlatmayayım zaten o kadar güzel ki spoiler vermek istemiyorum. Sadece pislik bir üvey baba var onu bilin yeter. İnsanın kimseye anlatamadığı bir yükle yaşaması ne kadar zormuş. Sonra kimseye güvenememesi... Gerçekte de böyle sıkıntılar yaşayanların Allah yardımcısı olsun.

Genel olarak karakterleri sevdim. Güven'e başta ısınamadım. Sebebi bana kalsın. Karkız'ın halleri içimi acıttı. Zeynep zaten bir başkaydı.

Şimdilerde yayınlanan Kırgın Çiçekler dizisi var ya kitabı okurken gözümün önüne geldi hep. Sanırım dram tarzı kitaplara Fatma Erdek sayesinde alışmaya başlayacağım.

Beni Sev Diye - Asude / Kitap Yorumu

asude, beni sev diye, kitap, kitap yorumu, bradley, kristy, liliybeth, matt, dave, ingiliz, iskoç, Kitap OkuYorum, ephesus, book, tarihi, hystorical, aşk, romance, roman, novel,

Beni sev diye ne istersen yapmaya hazırım.
Beni yeniden sev diye ölüme bile razıyım. 

Kaç aydır Asude'nin yeni kitabının çıkmasını bekliyordum. Ben Ankara'dayken çıktı, gelir gelmez de sipariş verdim. Ama öncesinde Gül ve Avcı'yı okumam gerekiyordu. Okudum, sevdim. Sonra bu kitabı okudum. Bitti. Bayıldım!
Kitap çıkmadan önce Asude 'En iyi kitabım, en güzel kitabım' diyordu. Gerçekten de dediği kadar varmış.

Kitapta iki çiftin hikayesi anlatılıyor.
Zalım Bradeley ile masum Kristy ve çakal Matt ile huysuz cadı Liliybeth.
Karakterlerin hepsini çok sevdim ama ben yine ikinci çifti biraz daha sevdim sanki. Adamım Matt :D

Gül ve Avcı - Asude (Kitap Yorumu)



Aslında ben Gül ve Avcı'yı Mayıs ayında alacaktım ama Kocaeli Kitap Fuarı'nda kalmamıştı. Ama sonra duydum ki ciltlisi çıkacakmış. Ciltlinin çıkmasını bekledim. Ardından Beni Sev Diye'nin çıkmasını bekledim. Malum kitap alacağım zaman toplu alım yapıyorum. Önce Gül Ve Avcı'yı okudum çünkü Beni Sev Diye kitabında Gül ve Avcı'dan karakterler yer alıyor. Neyse kısa keseyim de konusuna geçeyim.


Evelyn, hayatında ilk kez gördüğü soylu dük Julian Benedict Wharton' a aşık olmuştu. Ama bırakın karşılığını görmeyi yerine ağır hakaretlere maruz kalmıştı. Bir gün amcasıyla birlikte ufak tefek dedektiflik işlerini gördükleri bürolarına gelen iki adam, Julian'in cinayetle suçlandığını ve onu ortaya çıkarmalarını isterler. Eline intikam fırsatı geçen Evelyn bunu kaçırmaz ve Julian'in karşısına bambaşka biri olarak çıkar.

Eh bundan sonrasında da tahmin edeceğiniz üzere bol aşklı sayfalar bizi bekler.

Asude karakterlerinde Mert'den sonra en sevdiğim Julian oldu. Kitabı beğendim ben. Zaten tarihi aşk kitaplarını da severim. Bir Türk yazar İngiliz hikâyesi yazar mıymış demeyin yazarmış arkadaş.

Beni bilenler bilir çok fazla çoluk çocuk sevmem ama buradaki çocuğa bayıldım. Allah Allah yaşlanıyorum galiba bu ara sevdiğim çocuk sayısı artıyor :D
Hani her kitapta başrol adamın bir can arkadaşı olur ya bu kitaptaki de Tyrell Granby'di. Çok fazla gözükmedi ama ben gözüktüğü kadarıyla sevdim kendisini. Ciddi sert adamın yanındaki sempatik alaycı adamlara bayılırım :D

Sonuç olarak sevdim bu kitabı. Şuan Beni Sev Diye'yi okuyorum. Okuduğum kadarıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kitaptan daha güzel olmuş. Bence Asude seviye atlamış. Neyse bu yorumumu sonra yaparım. Böylelikle elimdeki kitap da bitince Asude'nin tüm kitaplarını okumuş olacağım.

Peki siz okudunuz mu bu kitabı?
Ayrıca Beni Sev Diye için de çekilişim var katılmak isterseniz buradan buyurun :)

Siyah Buz - Becca Fitzpatrick

 
Britt ve arkadaşı Korbie, Korbie'nin ailesinin dağ evine tatile gitmek için yola çıkarlar. Fakat yolda bastıran kar fırtınasından dolayı arabaları hareket edemez. Ormanın içinde buldukları bir kulübeye sığınırlar. Fakat kulübede iki genç adam vardır. Kar fırtınasında kalmak mı yoksa tanımadıkları adamlara güvenmek mi? Yazarın daha önce Hush Hush serisinden 2 kitabını okumuş ve beğenmemiştim. Bu kitap da Hush Hush gibi melekli şeytanlıdır diye ne zamandır okumayı erteliyordum. Ama yok bu kitap daha güzeldi. Kitabın temposu hiç düşmedi. Faili meçhul cinayetler, kar fırtınasında yaşama savaşı... Ama ben kitabın sonunda neler olacağını yarısında tahmin ettim. Artık o kadar çok dizi, film izleyip, kitap okudum ki olayların sonunu başından tahmin etmeye başladım. Sözün özü kitap guzeldi. 

Alıntı;

"Hikayemiz yıllar önce başlamıştı ve hayatı benimkiyke öylesine iç içe dokunmuştu ki iki ayrı iplik bulmak bile imkânsızdı."



Selin'in yorumunu okumak için buraya tıktık

Jane Austen Hayatımı Mahvetti - Beth Pattillo



Emma kocası tarafından aldatılmış ve işinden ayrılmak zorunda kalmış, Amerikalı bir İngilizce profesörüdür. Bir gün İngiliz bir kadından mektup alır. Elinde, Jane Austen'in daha önce kimse tarafından görülmemiş mektupları olduğunu söyler. Emma da hem kaybettiği kariyerini geri almak hem de hayranı olduğu Jane Austen'in mektuplarını  görebilmek için İngiltere ye gider. Eh tabii bir de Jane Austen a karşı duyduğu kızgınlığı da vardır. Malum Austen kitapları hep mutlu sona sahiptir. Ama Emma umduğu mutlu sonu bulamamıştır.

İtiraf ediyorum kitaptaki kurgunun gerçek olmasını istedim. Jane Austen'in isteği üzerine öldükten sonra mektupları kız kardeşi Cassandra tarafından makaslanmış. Kitapta öyle diyor. Açıkçası ben de Jane Austen'in severim ama kitaplarının hepsini okuyamadım :( Bu kitapta bahsedildiğine gore  mektupların bir kısmı yok edildiği için Jane Austen'in hayatı gizemini daima koruyacak. Okurken şunu düşündüm, eskiden insanlar birbirlerine mektup yazarlarmış ve öldükten sonra o mektupları sayesinde yaşarlarmış. Yani baksanıza biz Jane Austen'in nasıl biri olduğunu mektupları sayesinde öğreniyoruz. Peki şimdi durum nasıl? İnterneti ve sosyal ağları dibine kadar kullanan biri olarak zaman zaman korkmuyor değilim. Her şeyimizi ulu orta yaşıyoruz. Acaba bizden sonra ne olur?

Geçelim bunları, bence bu kitabı Jane Austen sevmeyen biri okuyamaz, okusa da pek sevebileceğini sanmıyorum. Kitabı okurken keşke elimin altında internet olsaydı o zaman kitapta geçen mekanları inceleme fırsatım olurdu. Bu şekilde sanki biraz eksik gibi hissettim.

Alıntılar;

Belki de gerçekten kim olduğumuz beklenmedik olanda saklıdır.
Sf. 156

Meditasyondan ya da yeni bir çift ayakkabıdan daha iyiydi; hatta çikolatadan bile. Hayatım bir felaketti, fakat kitaplar hala vardı. Bir sürü kitap. Bir sığınak. Bir teselli. Her biri yeni bir başlangıç ihtimali sunuyordu.
Sf. 110

 

Eczacının Kızı - Charlotte Betts



1600lu yılların İngiltere si. Veba salgını yüzünden insanlar akın akın  ölüyor sağ kalanlar ise hastalığa yakalanmamak için köylere göç ediyorlar. Tüm bunların içinde Eczacı olan babasına yardım eden Susannah'ı tanıyoruz. Susannah erken yaşlarında annesini kaybetmiş sonrasında ise tüm hayatını babasına ve eczanesine adamış bir genç kızdır. Vebaya rağmen babasıyla birlikte mutlu bir hayat sürerken her şey tepetakla olur. Babası ikinci evliliğini yapar, Susannah için güzel günler geride kalır. Kitap, vebanın ortasında kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kadın ve bunca zorluğun arasında filizlenen aşkını anlatıyor.

Susannah'ın hayatını sorguladığı yerlerde zaman zaman ben de düşündüm. Susannah için üzüldüm. Dönem kitaplarının klasiği olduğu üzere kadınların hiçbir  hakkının olmadığı vurgulanmış. Hele veba salgınında öyle bir bahsetmiş ki yazar, halimize şükrettim. Veba ne korkunç şeymiş yahu.  İlginç bir kitaptı. Beğendim.

Tatlı Sır - Jamie McGuire

Tatlı Bela'yı okuyanınız var mı? Okumadıysanız okursunuz :D Jamie McGuire sanırım seri kitap çıkarmayı çok seviyor. O severek yazıyorsa biz de severek okuyoruz.

kitap, book, tatlı sır, tatlı bela, ayaklı bela, Jamie Mcguire, yabancı yayınları, kitap yorumu, Kitap OkuYorum, travis, trenton, maddox, madoox brothers, ayraç, okuma,


Tatlı Bela, Ayaklı Bela ve Balalı Düğün serisinden sonra bir de şuraya Maddox Brothers serisi yazayım demiş hatun kişi. Maddox Brothers serisinin ilk kitabı da Tatlı Sır. Ayrıca müjde! ikinci kitap Tatlı Yalan da yakında çıkıyormuş. Yabancı Yayınları haberini verdi.