Tiyatromuza Bekleriz

Siz hiç çocukken tiyatro yaptınız mı?
Günlerce hazırlanıp etrafı süsleyip el yazınızla minik kağıtlardan davetiye yaptınız mı?
Sonra tek tek mahalledekilere o davetiyeleri dağıttınız mı?

Biz yaptık.
Hemde ne heveslerle hazırlardık bahçeyi. Zaten tiyatrodan çok o hazırlama aşamasında eğlenirdik. Sonra herkese davetiye dağıtır beklerdik. Kimse gelmeyince de -sağolsunlar- biz de biraz kendi kendimizi oynar sonra etrafı it oynamış yonca tarlası şeklinde dağınık halde bırakıp toz olurduk :D

Geçen gün bizim ufak kuzenlerden birinden şöyle bir davetiye geldi.


Siz hiç çocukken tiyatro yaptınız mı?

Esma İle Görüştük.

Daha Ankaraya gitmeden önce bile Esma hep "buraya gelince görüşelim 10 dk da olsa görüşelim" diyordu hep. Ben de neye heveslensem hep tersi olduğu için nasip diyordum. Ankaraya gittik. Malum kız kardeşimin düğün alışverişi için. Yine görüşelim dedi ben de vaktimiz olursa neden olmasın dedim :D

Hiç umduğum gibi olmadığı için Ankara gezimiz, üstelik Ramazan, üstelik.. neyse işte psikolojik olarak dışarıya çıkmak istemiyordum. Akşamları kuzenlerle yürüyüş yapıyorduk ama gerçekten pek keyifsizdim :P

Neyse işte Esma ile bir gün anlaştık bizim mahallemize geldi parkta oturduk 1 saat konuştuk :)
Ben kuzenimle gitmiştim o da minik oğlu  ile gelmişti.
Şöyle bir poz çekildik :D


Yahu arka sütünlar da :D Töbe sanki Vatikan'ın bahçesinde oturmuşuz gibi :D

Sonra dedik ki madem yan yana geldik hadi o zaman bir de ayakkabı fotosu çekelim. Hani ben çok yaparım  ya onu :D

Sonra Esma bize bileklik de almış. Sağolsun :*


Sonuç olarak ben pek sevdim Esmayı :)
Keşke daha fazla vaktim olsaydı da daha başka yerde görüşseydik.
Keşke daha fazla zamanım olsaydı da diğer söz verdiğim arkadaşlarımla da görüşebilseydim :(
Gerçekten içimde kaldı ama napıyım ben Ramazanda fena oluyorum ayrıca kardeşimin işleri falan derken vaktimiz bitti.

Öyle ki biz kuzenler arasında ufak bir kına gecesi gibi parti yapacaktık onu bile yapamadık. Çok fena içimde kaldı :( Ömür boyu unutmam ben bunu.

Yarım Bıraktıklarım..

Yaklaşık 1-1 buçuk senedir doğru düzgün Kore dizisi izleyemiyorum. Ya artık diziler sıradanlaştı ya beni sıkmaya başladı bilemiyorum. Onun yerine daha çok ABD dizilerine sardım. Bir hevesle başladığım Kore dizilerini hüsrana uğrayıp yarım bırakıyorum. Aslında son 1 yıldır ailece fazla yoğun olduğumuzdan da kaynaklanıyor. Kafam çok dağılıyor. Kafa dağıtmak için izlediğim diziler kafamı dağıtmıyor dizilerin kendisi dağılıyorlar :D. Son bir kaç aydır yarım bıraktığım diziler şunlar;

Cunning Single Lady


Büyük umutlarla başladığım dizilerden birisi. Geçim sıkıntıları sebebi ile boşanan çiftimiz yıllar sonra tekrar karşılaşırlar. Ama artık adamımız aşırı aşırı zengindir. Bunu gören hanım ablamız da eski kocasını tekrar elde etme çabaları içerisine girer. Adamı severim, kadını severim. Özellikle ablanın giyim tarzına bayılırım. Zaten sırf onun için başladım da diyebilirim diziye. Ama ne bileyim sarmadı beni dizi. Aslında konu da fena değildi ama neden  böyle oldu hiç anlamış değilim :/ Sanırım bu ikiyüzlü paragöz rolünü yakıştıramadım hanım kızımıza :P
Diziyi 10. bölümde bıraktım.


The Full Sun


Güzel abimiz yıllar evvel bir gümbürtüye gelerek cinayetten tutuklanır. Hapisten çıktıktan sonra ilk işi hapse girmesine sebep olanlardan intikamını almak olur. Ama intikamını alacağı herifin kızına aşık olur.

İtiraf ediyorum bu diziye sıfır beklenti ile başlamıştım.
Sırf Yoon Kye Sang'ı görmek için başladım ama onun için bile katlanamadım. Ben dram izleyemiyorum ki arkadaş. Hadi yine bazen izlerdim de bu çok fena sıkıcı olmuştu yahu :( Şu adamı uyduruk dizilerle heba etmeyin :( Yahu o kadar zaman bekledim şu adamı izleyebilmek için bak sinirlendirdiler yine beni ckckck Ya ne vardı sanki bi romantik komedi de bol bol gülüşünü göreceğimiz bir dizide oynatsaydınız. Ayy bu dizi hakkında başka birşey söylemek istemiyorum. Belki ağlamayı seven diziyi de sevebilir :P
Diziyi 15. bölümde bıraktım.

Sergüzeşt (Kitap Sayfaları)


Zavallı hafıza!
Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz, vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde durmadan yaşanmaya çalışır durur.
Bir hüznü andıran gülüşü yıllarca saklar.
Etrafından baş dönmesi verecek şekilde büyük bir hızla geçen bütün anı ve üzüntüleri hemen kaydetmeye çalışır.
Bu katlanılması güç çalışma ile bütün kuvvet ve dermanı kaybolunca bize ümit veren gelecek biter hayatımıza yoldaşlık eden geçmiş, unutkanlık denizi içinde yok olur.
O zaman ağır yara almış bir asker gibi, bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetini terk eder.

Sergüzeşt / Sami Paşazade Sezai

Bir Gözlüklünün Çilesi....


Bu seneye kadar hayatımda hiç güneş gözlüğü takmamıştım. Sebebi de güneş gözlükleri çok pahalı çakmaları da takasım gelmiyor :P

1 yıldan fazla bir süredir astigmat için gözlük kullanıyorum. Gözlerim gözlüğe o kadar alıştı ki çıkardığım zaman yolda yürürken hafif yalpalıyorum böyle yer inip kalkıyo gibi çok değil ama biraz başım dönüyo gibi oluyor :D böyle yazınca sanki çok abartı oldu çok fazla değil de iste biraz dengem bozuluyor :D

Son zamanlarda gözlerim çok hassaslaştı güneşte fazla duramıyorum. Ankaraya geleceğim zaman Şeyda ya dedim senin gözlükler orijinal zaten kullanmıyosun da ver ben kullanayım. Aldım ama mübarek gözlükler öyle bir çizilmiş ki, üstüne astigmat onun üstüne de zaten hic güneş gözlüğü kullanmadığımdan ilk kullandığım gün önce seyyar satıcının tezgahına carptım sonra yürürken düşüyodum nerdeyse sonra birine çarptım :D

Neyse ikinci denememde daha iyiydi :D Ama kendime bi gözlük alasım var :D

Sonuç olarak gözlük kullanmak çok zor kardesim. Yazın ayrı bir dert kışın ayrı.

Chucky naber

Hic kendimi kasmadan ben direk Çaki diyim :D

Şu yukarıdaki oyuncağımsı şey evdekiler ona çaki diyorlar :D kuzenimin kızının. Bu bebeği görünce aklı çıkıyor :D O kadar ki seviyor. Ben de bu bebeği her gördüğümde gerçek sanıyorum ödüm patlıyor :D Bu nasıl bebek yahu resmen korku filmi :D Allahtan yüzüne gülümseyen bir ifade koymuşlar yoksa tam gulyabani kapkara saçları var. Ne bilim bi tuhaf :D Zaten bacakları da ters dönüyooooo

Yağmur Sonrası


Aslında uzun zaman önce okudum ama yazmak yeni nasip oldu. Daha önce Sarah Jio'nun kitabını okumamıştım ama merak ediyordum. Bu kitabından sonra favori yazarlarımdan oldu. Diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum :)

Kitabın konusu;

Anne'nin torunu birgün büyükannesine gelen bir mektup bulur. Anne bu mektup ile gençliğine döner.

2. Dünya savaşı zamanları... Anne nişanlı bir kızdır. Hopidik arkadaşı Kitty yüzünden nişanlısına olan aşkını ve hayatını sorgulayarak arkadaşıyla birlikte Bora Bora adasına savaş hemiresi olarak giderler.

Anne sürekli kendisine nişanlı olduğunu hatırlatırken umulmadık birşey olur ve adadaki askerlerden birine aşık olur.

Adada buldukları ıssız bungolovda onlar için hayat toz pembedir. Ta ki adada bir cinayet işlenene kadar.

Kitabı uzun zaman önce okuduğumdan aklımı tam toparlayamadım konusunu bu kadar yazabildim. Ama kitap çok güzeldi tavsiye ederim :) Konusunu daha iyi anlamak için arka kapak yazısını okuyabilirsiniz :)

Angara bizim


Eveet Mogan gölüne karşı ayaklarımı uzattım ve klasik pozumu verdim :D

Kız kardeşimin ağustosta düğünü var. Ankaraya gelin veriyoruz :') Sevinç hüzün bir arada :D

Geldik ki alışveriş ve hazırlıklarını yapalım.

İnşallah hayırlısıyla güzel şeyler alırız :)

Bu arada kuzenlerle hasret gidermek de cabası :D

Aaaa bi de ilk kez telefondan blog yazıyorum hihohaaayyy :D :D

The Walking Dead Etkileri


Diziyi bilmeyen var mı? Ben parça pinçik insanlardan iğrendiğim için izlemeyi bayağı bi erteledim. Fakat bir izlemeye başladığımda da artık Allah ne verdiyse :D hepsini izliyorum. Hatta o kadar ki yemek yerken bile izleyebiliyorum. Geçenlerde zombi parçalarlarken ben de bi yandan haynan elma yiyorum elmaya bi baktım içinde kurt oynuyo efendim elma diziye eşlik etmiş meğer :(

(Yazıda spoiler yoktur.)

Dizinin konusu;

Polis memuru Rick bir kovalamaca esnasında yaralanır ve uzun süre komada kalır. Gözünü açtığında hastanede kimse yoktur. Dışarı çıktığında etrafta poşetlenmiş cesetler ve yürüyen ölüler vardır. 

Rick kendine gelip olayı kavrar kavramaz ailesini aramak için yola koyulur. Sonrasında bir grup insanla hayatta kalma mücadelesi verirler.

Diziye başladığımda Allahııımm bu kadar çirkin adamı nerden toplamışlar da aynı diziye koymuşlar dedim :D Neyse çapraz bacaklı Rick'i göre göre sevmeye başladım :D Zaten Koreli Glenn (Steven Yeun) ve arbaletli Daryl (Norman Reedus) a bayıldım. Her bölüm bu ikisi çıksın diye bekliyorum :D

Neyse efenim gelelim dizinin etkilerine.

Ben bir film dizi izlediğimde ya da kitap okuduğumda aşırı etkilenirim bir süre etkisinden çıkamam.

Otobüsle gidiyorum boş tarlalar falan görünce diyorum aha şimdi çıkacak bir zombi :D

Ya da tek başına yavaş yavaş yürüyen bir adam gördüğümde zombiye benzetiyorum.

Bugün sınav çıkışı İzmitte neredeyse 1 saat boş araba gelmesini bekledik kardeşimle. Bi süre sonra yorgunluktan bizim kafa gitti. Araba geliyor biz daha yanına gitmeden doluyo. En son dedim merveye "Mirimo gidip şunların kafasına demir sokcam TWD deki gibi o olcak yeter la eve gidemedik bi türlü"

Daha neler neler :D

Evde Zeynep ilaçları toplamış, bana da whatsapp dan şöyle mesaj atıyor.


Neyse efenim ben 4. sezondayım hâlâ. Dizi bitmediğinden olur da yorum atarsanız spoiler olmasın bana :D
 Ben bu diziyi ne diye bekletmişim yahuuu :D

The Proposal (2009)

Geçenlerde tv de reklamını gördüm. Oyuncuları severim. Bizim evde de film yerine dizi ya da haber programı izlendiğinden oturdum netten izledim.

Klasik ABD romantik komedi filmiydi. Bu tarzı sevenler beğenir diye umuyorum. Ben beğendim :D

Konusu; 

Margaret çok başarılı bir kitap editörüdür. Ama Kanadalı olduğu için vize süresi dolduğundan sınır dışı edilmek üzeredir. Şirketteki pozisyonunu da düşmanına bırakmamak için bir çözüm yolu bulur. Sürekli azarladığı asistanı ile formalite olarak evlenmek. Tabii göçmen bürosunun, evliliğin gerçek olduğuna inanması gerekir.

Andrew ve Margaret evliliklerini duyurmak için Andrew'ün ailesinin yanına giderler. Orada bir dolu komik şey olur.
Bakalım çiftimiz evlenebilecek mi? :D